20 Eylül 2012 Perşembe

OKUL YOLU DÜZ GİDER


                  Sanırım her anne baba çocukları okula başladığında değişik duyguları bir arada yaşarlar. Gurur, sevinç, şaşkınlık, hüzün, merak ve daha bir sürü duyguyu aynı anda yaşayabilirler. Ben de şu anda öyleyim. Dışarıda yağmurlu kapalı bir hava olmasının da etkisi var mıdır bu halimde bilmiyorum ama, KARMAKARIŞIĞIM…

         Kızım 3. sınıfta oğlum 1. sınıfa başladı. Bugün onları götürüp okula bıraktım. Kızım alışkındı koşa koşa girdi sınıfına. Ama oğlum aslında çok girişken, sosyal bir çocuk olmasına ve 2 sene anasınıfına gitmesine rağmen, durgunlaştı, elinde ki çantayı sıkı sıkıya tutup şaşkın şaşkın etrafına bakındı, bir türlü oturacak yer bulamadı, çekingen davrandı. Benim de hemen içim buruldu, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Onu sınıfta bırakıp çıkmak istemedim. Önce ki senelerde Emre ile beraber gidiyorduk okula, bunun da etkisi var herhalde bilemiyorum çok kötü hissettim kendimi.

         Kaldı ki dediğim gibi Emre öyle sakin, sessiz, utangaç ya da çekingen bir çocuk değildir. Hemen uyum sağlayacağına da eminim, okula gitmeye de alışkın. Ama işte sanırım anne- babalar çocuklarının bu hallerine dayanamıyorlar.

         Neyse okula başladılar hayırlısı ile. Rabbim hepimizin kuzularını korusun.

 

31 Ağustos 2012 Cuma

ENGELLER HEP ENGEL MİDİR?


Paralimpik olimpiyat oyunları açılış törenini izliyorduk eşimle.Türlü türlü engeli olan ve tüm engellerini aşabilmiş olan sporcular geçiş yapıyorlardı. İlgimi görme engelli sporcular çekti. Eşime:” Görmüyorlar bu sporcular ne gibi bir spor yapıyor olabilirler ki?” diye sordum. Ve aklıma gelen bütün spor dallarını ölçüp biçtim, görmeden yapılabilme ihtimalinin ne olabileceğini düşündüm, düşündüm ve buldum HİÇ. Bana göre görmeden hiçbir şey yapılamazdı. Yüzülemezdi,  koşulamazdı, futbol, basketbol, voleybol oynanamazdı…. Yani bana öyle geliyordu.

            Az önce; televizyonda kanallar arasında gezinirken öğrendim, nasıl da yanıldığımı. Futbol oynuyorlardı. Evet görmeden  futbol oynayabiliyorlardı. Hem de nasıl çalımlar atıyorlar, topu nasıl saniyeler boyunca ayaklarında götürebiliyorlardı. Yapabiliyorlardı...Benim bu engelsiz halimle aklımın alamadığı bir sporu, görmedikleri halde yapıyorlardı, hem de çok güzel oynuyorlardı.

“*Kör futbolunda şartların eşitlenmesi için tüm oyuncuların gözleri bağlanıyor. Çünkü bu kategoride mücadele eden sporcuların bazıları kısmen de olsa görebiliyor. Ayrıca normal bir futbol topu kadar zıplamayan ve daha çok ses çıkarması için özel bir maddeden yapılmış bir top kullanılıyor.”

 Diye açıklanmış internette kısaca kuralları ve nasıl oynandığı.
 


 

            Evet yapabiliyorlar, engelleri aşabiliyorlar. Görmeden futbol oynayabiliyorlar, bacakları olmadığı halde koşabiliyorlar, yüzebiliyorlar, basketbol oynayabiliyorlar yetmiyor bir de olimpiyatlara katılıyorlar. Gözlerim doldu düşününce, görünce . "Helal olsun" diyorum hepsine, azimlerine yaşama sevinçlerine hayran kalmamak mümkün değil. Hele ki çevremizde sapasağlam insanların spor yapmayı bırak, çalışmayıp, yan gelip yatıp, "armut piş ağzıma düş" misali yiyecek lokma beklerken, engeli olmadığı halde engelli görüntüsü verip çalışmadan,  acındırarak , yalan söyleyerek  para dilenenler varken.

             Hayatın onlara getirdiği olumsuzluklardan dolayı kendilerine acımak yerine, ülkelerini uluslararası bir platformda temsil edecek kadar başarılı olmalarına söyleyecek bir söz bulamıyorum. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum…

 

 

*Görseller internetten alınmıştır.

12 Mart 2012 Pazartesi

Ben de Blogger oldum...

     Tam bir blog meraklısıyım.Alışveriş ve güzellikten tutun da yemek ve gezi blogları hepsini severek takip ederim. Favorilerim vardır tabi, benim de en çok sevdiklerim,sürekli takip ettiklerim..
  Şimdi benim de artık blogum var.Öyle özel bir merakım ya da belli başlıklarım olmayacak her telden olacak sayfamda. Sizlerde hoşgeldiniz sefalar getirdiniz bloguma:)